İngilizce En çok kullanılan 500 kelime listesi, 200- 250 arası

2009-12-18 22:54:00

İngilizce En çok kullanılan 500 kelime  listesi, 200- 250 arası sözlük, ingilizce kelimelerin türkçesi listesi

200           adv          off türkçe anlamı           uzak, uzağa, uzakta, çıkmış, kopuk, geçersiz, kesik, kapalı, tamamen, izinli

201           adv          always türkçe ne demektir    her zaman, daima, hep, defalarca, tekrar tekrar, boyuna

202           det            next    türkçesi    daha sonra, bir sonra, ardından

203           v              follow     izlemek, takip etmek, uymak, dinlemek, sürdürmek, sonra gelmek, sonucu olmak, dolayı olmak 


204           prep          without anlamı nedir  olmadan, siz, sız, meden, dışında

205           v              turn  ne demektir      çark etmek, döndürmek, çevirmek, yöneltmek, vazgeçirmek, dönüştürmek

206           n              end   ne anlama gelir      son, bitim; bitis noktasi, son nokta, uç nokta, bitim

207           prep          within     içinde, zarfında, kapsamında, dahilinde

208           a              local       kısmi, lokal, bölgesel, yerel, yerli, şehir içi, ekspres olmayan

209           conj          where     dığı yere, diği yerde

210           prep          during    iken, esnasında, boyunca, sırasında, süresince

211           v              bring      getirmek; vermek (ceza), kazandırmak, neden olmak; razı etmek, ikna

                                   etmek

212           det            most       en fazla

213           n              word       kelime, sözcük, söz, tabir, iki çift lâf, emir, laf, parola, bilgi

214           v              begin      başlamak, girişmek, koyulmak, başlatmak, meydana gelmek, doğmak

215           conj          although karşın, ise de, rağmen, olduğu halde, gerçi

216           n              example örnek, misal, ibret, ders

217           adv          next        daha sonra, bir sonra, ardından

218           n              family     aile; soy, familya; çocuklar

219           adv          rather     tercihen, iyisimi, daha iyisi, daha doğrusu, oldukça, bayağı, az çok, aksine

220           n              fact         gerçek, hakikat, olgu, unsur, durum, olay, eylem

221           v              like          hoşuna gitmek, hoşlanmak, sevmek, beğenmek, istemek

222           a              social     sosyal, toplumsal, toplu halde yaşayan, toplumcul

223           v              write       yazmak, kaleme almak, kâğıda dökmek, yazı yazmak; bestelemek

224           n              state       devlet, eyalet, durum, hal, alem, şart, koşul

225           n              percent   yüzde, kâr payı, hisse, faiz getiren değerli kâğıt

226           adv          quite       tamamen, tam olarak, bütünüyle, iyice, oldukça, epey, bayağı, su katılmadık,

pek, gerçekten, büsbütün, elbette

227           det            both       her iki

228           v              start        başlamak, koyulmak, yola çıkmak, kalkmak, hareket etmek

229           v              run          koşmak, kaçmak, tabanları yağlamak, geçip gitmek, yarışmak

230           a              long        uzun, uzun vadeli, büyük

231           adv          right       doğru, düzgün, yolunda, sağa, sağda, sağdan, dosdoğru, doğrudan doğruya,

tam olarak, tam, gayet, cidden

232           v              set          koymak; yerleştirmek, takmak, kurmak, hazırlamak; düzenlemek;

ayarlamak, belirlemek; batmak (güneş), batmak

233           v              help        yardım etmek, yardımcı olmak, yararı olmak, imdadına yetişmek,

kurtarmak, el

234           det            every      her, bütün

235           n              home      ev, yuva, aile ocağı, yurt, vatan

236           n              month    ay

237           n              side        yan, taraf, kenar, kıy

238           n              night      gece, akşam, karanlık, cehalet

239           a              important önemli, mühim, nüfuzlu, okkalı, sözü geçer, saygın, ciddi

240           n              eye          göz, bakış, nazar, görüş, bakış açısı

241           n              head       ana, baş, kafa, akıl, kelle, reis, başkan, şef, lider, müdür, yönetici

242           n              information bilgi, haber, istihbarat, danışma, enformasyon, bilgi edinme, bildirme,

iddia, malumat, şikâyet

243           n              question soru, sorun, mesele, problem, söz konusu, kuşku, şüphe

244           n              business faaliyet, iş, görev, alım satım, ticaret, ticarethane, firma, işyeri, konu, m

245           v              play        oynamak, kımıldamak, hareket etmek, oynaşmak; canlandırmak [tiy.], rol

almak; çalmak (müzik); numarası yapmak; bahis yapmak

246           n              power     güç, kuvvet, enerji, yetenek, iktidar, otorite, üs [mat.], yetki, derman,

takât

247           n              money    para

248           n              change   değiştirmek, aktarmak, değişmek, takas etmek, değiş tokuş etmek,

bozdurmak, bozmak

249           v              move      hareket etmek, taşınmak, kımıldamak, kıpırdamak, kıpırdatmak

250           n              interest  ilgi, merak, önem, faiz, alâka


72
0
0
Yorum Yaz